29 Ekim 2012 Pazartesi

Türkiye'nin Bitmeyen Kimlik Arayışı

"Hak yiyen eşekse, yediren eşekoğlueşektir" düsturunu kendine şiar edinenden korkmayacaksın. Hani klasik bir ifade var; "söylediğinize katılmıyorum, ama onu söyleme hakkınızı ölümüne savunurum" diye. Voltaire ait sanılan ama Voltaire hakkında yazılan bir biyografide geçen söz. Neyse, şimdi bizim hangi ara böyle olduğumuzdan ( karşılıklı saygı, fikir telakkisi, anlayış vs.) çokça dem vuruyoruz. Hayır sanki demokrasinin beşiği, entelektüel ve kültürel birikimi ile etik üzerine kafa yoran ve über anlayışlı bir milletmişiz gibi. Sokrates, Pluton, Engels, Marx, Sartre, Simone de Beauvoir, Heidegger, Darwin, Freud, Nietzsche bla bla... Bu abilerden/ ablalardan hiç haberi olmayan, haberi olanın da bunların alayını sadece dinlere karşı fikir üreten birer kaçık gibi düşünen yurdum insanından bu kadar yüksek beklenti içinde olmak gerçekten saçma. "Biz hangi ara böyle olduk" Bu saçma sorunun tek cevabı var, hiçbir zaman. Orta Asya'dayken de, Anadolu'ya göç ederken de,Selçuklu iken de, Osmanlı iken de, Türkiye Cumhuriyeti olduğumuzda da. Sen mezhepten, uyruktan kavga çıkarabilen ve kusura bakma ama epey geri kalmış bir topluluksun. "Ama iphone'um var, dört yıldır evde internet var" mı diyosun. O zaman durum benim sandığımdan daha beter. Hedefin Avrupa Birliği iken düşünce özgürlüğü başta olmak üzere, kimliklere ve toplumlara saygı duyamıyorsun. Anadolu'nun sorgulamayan, düşünmeyen, bilgiden ziyade paraya değer veren, biat kültürü ile yetiştirilmiş halkını bulmuşsun, istismar etmekten geri durmuyorsun. Anadolu halkının cahil kalması için her yolu deniyorsun. İstiyorsun ki, dış dünyadan asla haberleri olmasın. Verileni alsın, isyan etmesin, milli ve dini hissiyatları ile gurur duyarak sıradan bir hayat yaşayıp ölsün. Nereye varmak derdindesin? Şimdi ülkemizin iyice kutuplaştığı bir dönemde ya. Oraya varmak istiyorum. Henüz sen parti başkanlarının halkın önünde canlı yayında bir arada konuşAmadığı ("A" bilerek büyük) bir ülkedesin. Sonra "biz hangi ara böyle olduk" öyle mi? Hiç oy vermeye gitmeden önce kafandaki partinin tüzüğünü inceledin mi? Eğitim, tarım, sanayi, sağlık vs. politikalarına baktın mı? Yoksa sen "Bismillah", "Atatürk","Türk", "Kürt" lafını en çok kullanana mı oy veriyorsun? "Herkes çalıyor ama bunlar çalışıyor da" diye mi düşünüyorsun? Laf aramızda ama "kavimler hak edildikleri gibi yönetilirler" diye bir hadis-i şerif var. Üzerine düşün istersen. Bak yakın gelsin diye hadis-i şeriften örnek verdim. Yakın gelsen artık, olmaz mı?