22 Eylül 2011 Perşembe

21. yüzyılın sikik aşklarına

her şeyin bu kadar hızlı, bu kadar ucuz olduğu 21. yy'de kendini de meta yapan bütün aptallara gelsin bu yazı. ortalama yaşadığımız onaltı saatlik aptal günlerin 10 dakikasını mutlu ya da sadece normal geçirmek için onbeş saatten fazla yaşamak kesif bir aptallık kokuyor.

ve hayatı daha yaşanır kılmanın kolay yollarından biri de aşkcılık oynamak. kendine, bu sikik dünyaya katlanamayan bir ahmak ile biraz oyalanmak. insan oğlunun en yavşak tarafı, çektiği acının bir başkasında da olması ile mutlu hissetmesi. belki de bu yavşak takılma zihniyeti haklıdır. sonuçta hepimiz aynıyız; bir amcık, 2 memeye karşılık, iki yumurta ve bir taşak..

yine bu meta zihniyetiyle bakınca haklılık payı bile var. matematiksel olarak eşitlik ise bunun ussal izahi. sadece kocaman bir hangarda eş değişitiriyouz, hepsi bu. birine sahip olmanın en basit yolu, o aptal kominitenin ortalaması olmak. bu sizi saçma bir farklılık algısına barındırıyor. "tam istediğim gibi" demek, sana öğretilen mutlak doğru içinde istenilene ulaşman demek. kolay bulunanın, nasıl bir değeri olabilir ki? yalnızlık insanın sosyal dünyasına ne kadar aykırı ise, 21.yy içinde biriyle olmak aynı derece de aptallıktır.

kendime biraz daha katlanabilmeyi diliyorum sadece. sizler için de aynısını dilerim.

26 Ağustos 2011 Cuma

uzak

tüm mutlulukların bulunduğu yer uzak.

bazen kafam güzelken gidiyorum ben oraya. her şey bıraktığım gibi duruyor. yolunu bilsem ayıkken de giderim, ben kendimi orada buldum ve orayı terk ettim. bazen yaklaşıyorum, bazen yanılsıyorum. anlatamıyorum, çizemiyorum, yazamıyorum. sadece biliyorum. neyi bildiğimi yine bilmiyorum. aslında şuan saçma yazmıyorum, o kadar saçma ki; ancak böyle ifade edebiliyorum.

yine de ne dediğimi ben anlamadım, siz de öyle yapın..

27 Mart 2011 Pazar

2011 dünya tiyatro günü uluslararası bildirisi

tiyatro insanlığın hizmetinde olmalı
jessica a.kaahwa, uganda

bugünkü toplantı tiyatronun toplum kesimlerini harekete geçirme ve aralarındaki kopuklukları giderme yönünde engin bir potansiyel içerdigini en gerçekçi biçimde gösteriyor.
tiyatronun barıs ve uzlasma saglamaya yarayacak güçlü bir alet olabilecegini hayal ettiniz mi hiç? uluslar dünyanın siddetli çatısma bölgelerinde barısı koruma görevlerine muazzam paralar harcarken, anlasmazlıkların uyuma dönüstürülmesi ve çözümlerin sürdürülmesi için birebir seçenek durumundaki tiyatroyu kimsenin pek akla getirdigi yok. su gezegen anamızda yasayan insanlar evrensel barıs istiyorlar; ama o ugurda kullanılacak aletlerin saglanması kendi dıslarında kalan ve görünüse bakılırsa üstlerinde baskı kurmayı amaçlayan güçlerden beklenirse, nasıl ulasabilirler hedefe?
tiyatro korku ve kuskunun pençesindeki insan ruhuna inceden inceye nüfuz eder. kisinin kendi gözündeki görünüsünü degistirerek, öylece bireye ve dolayısıyla topluluklara yeni seçeneklerle dolu bir dünya sunarak yapar bunu. gelecegin belirsizliklerini giderirken günlük yasantının gerçeklerine anlam kazandırabilir. halkların durumlarına yalın ve kestirme yollardan siyasal katkılar da saglayabilir. kucaklayıcı oldugundan, kafalarda yer etmis kavram yanlıslarının asılması için gerekli gücü verecek bir deneyim yasatabilir insana.
dahası, paylastıgımız ve zedelendigi zaman ugrunda dövüsmeyi göze aldıgımız düsüncelerin savunulup gelistirilmesinde etkinligi kanıtlanmıs bir araçtır tiyatro.
huzurlu bir gelecege yöneleceksek, amaca uygun olanaklarla yola koyulmak gerekir. barısı saglama baglama isinde her insanın sunabilecegi katkıyı anlamalı, saygı ve takdirle karsılamalıyız. tiyatro barıs ve uzlasma mesajlarının yayılmasına yarayacak evrensel dildir.
insanları önyargıların yıkılması çabalarına canla basla katılmaya çagırarak tiyatro çok kisiyi yanlıs algılamalardan kurtarabilir; öylece bireylere bilgileri ve gerçekleri taze bir bakısla gözden geçirerek yeniden dogma fırsatı sunar. tiyatro baska sanat dalları içinde basarıyla gelisecekse, yürekli davranarak onu günlük yasantının içine yerlestirmeli, kritik çatısma ve uzlasma sorunlarına egilir duruma getirmeliyiz.
toplulukların sosyal degisimler geçirmesi ve reformlardan yararlanması için, tiyatro savas yıkımına ugramıs bölgelerde ve müzmin yoksulluk ya da hastalık çilesi çekmekte olan toplum kesimlerinde görev yapmaktadır zaten. bu konuda sayısı artmakta olan basarı örnekleri var: farkındalık yaratmak için halkları harekete geçirme ve savasta sok yasamıs kurbanlara yardım
etmede tiyatronun yararı görüldü. “barısı ve halklar arasında dostlugu pekistirme” amaçlı uluslararası tiyatro enstitüsü gibi kültürel platformlar simdiden is basında bulunuyor.
bu nedenle, tiyatronun gücü bilinirken, günümüz gibi dönemlerde suskun kalmak, dünya barısını koruma isini silah kullanan ve bomba atanlara bırakmak gülünçtür. insanları birbirine yabancılastırmanın araçları ikinci bir görev üstlenircesine barıs ve uzlasma aleti olabilir mi?
bu dünya tiyatro günü’nde sizlerden söz konusu eylem fırsatı üstüne kafa yormanızı, tiyatronun diyalog, toplumsal degisim ve reform için evrensel bir araç gibi kullanılmasını gündeme getirmenizi diliyorum ısrarla. birlesmis milletler dünyanın her yanında barısı silahla koruma ugruna devasa paralar harcamakta. tiyatro ise aynı görevi zorlamalardan uzak biçimde yerine getirebilecek, daha insancıl, daha ucuz ve çok daha güçlü bir seçenektir.
belki barısı saglamanın tek aleti degildir ama, etkili bir araç olarak tiyatro onu koruma görevlerinin kapsamına alınmalıdır kesinlikle.