4 Mart 2010 Perşembe

karma

evet karma deyince böyle facebook'ta toplama bir albüm adı gibi geliyor ve öyle de gidiyor.

son zamanlarımın en süper olayı eğitimde tiyato dersi. çağdaş yaşamı destekleme derneği'nin kocamustafapaşa'daki sahnesinde 6. ve 7. sınıf öğrencileriyle çalışıyoruz. daha ilk dersten sağlam 4-5 arkadaş edindim. çocuğun en sevdiğim yanı dürüst olması. ne senin onun kandırmana müsaade ediyor ne de seni kandırmaya çalışıyor.

* o kadar fakirdik ki hiç paranoya yaşayamadık!

diğer mesele şu reflü olayım. allah'ım bi hastalık bu kadar illet olabilir. normalde kullandığım reflü ilaçları 1-3 ay arası kullanılıyor. ben maşallah 4 yıla yaklaştım. tembellik, miskinlik ve uyku gibi ihtiyaçım olmayan şeyler de meğer bu salak hastalığımın salak ilaçlarının salak yan etkileriymiş ( virgülleri size bıraktım burada).

şimdi kalan çare ameliyat. ona da kararı 65 yaşındaki ananemden aldığım caseretle verdim.

ameliyatta bir yakınınız varken sizin tek yapabildiğiniz şey dışarda kaygı duymak. zira elinizden gelecek bişey yok. tabii tıp okumadıysanız. yine de ananem 3 saat ameliyattayken benden daha tedirgin olan dayımdı. çevrenizde daha kaygılı biri varken kaygı da taşıyamıyorsunuz ya neyse.

yine de ananeme saygı duyduğum bir anekdotla bu tatsız bahisi bitereyim.

ananem ameliyata gitmek için sedye geldiğinde bizim endişeli yüzlerimizi gördü ve ameliyathaneye yürümek istediğini söyledi. bunun bir adını ben koyamadım...

* "kemiriyor beni sokaklar, kelimeler, isimler hepsi de çıplak,
işte böyle olur yağmura vurulmak, yağmura vurulmak, yağmura vurulmak."

az evvel süper bir bahar yağmuruna denk geldim, hiç de kızmadım.

* hayat iki yerde aktı bu aralar. biri samba festivali ve tabi rio, diğeri de vancouver. vancouver da sanki bizim van'ın cover yapılmışı gibi. t.v. bu durumlarda o kadar da kötü bir alet olmadığını kanıtlıyor.

* etimoloji süper bi'şey demek geldi içimden ve ben yine kendimi tutmuyorum. evet etimoloji süper bi'şey. etimolojiyi ik kez duymuşum gibi bir abartı oldu, canım saolsun.

* küfür gibiyim, kısa ama dimdik!

* zeytinburnu'nda güzel işler oluyor, daha da güzel olacak. ama artık ben yokum. kursa başladım zira ve saatleri tutmuyor ( bu arada alt metin olarak kursa başladığımı da nasıl belirtiyorum di mi:) ).

* neden yalnızsın sorusuna verebiliecek en iddialı cevap " zira yalnızlık tanrı'ya mahsustur" dan daha iddialı olamaz bence.

* aya biner yakamozda yürürüm ben,
gökkuşağından kaymadan büyümem ben!

* üzücü gelişme de yavuz hoca bana yazarlık dersini vermedi. kaç yaşına geldin sorumluluklarını bil, eşşşşek kadar adamsın falan da dedi. canı saolsun. bunlara kızmadım da savunma hakkı vermeyişi koydu. gerçi ben de savunma vermek istemedim gibi de oldu aynı anda. aslında bir prof'a "ananem ameliyat oldu ya" demek çok saçma gibi.

* yine yıktık perdeyi, eyledik viran... saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder