31 Aralık 2009 Perşembe

hızlı bir yıl bitirme hikayesi

ferhan şensoy da diyor ki;

Biz eskiden bugünü,
Daha pembe ummuştuk
Meğer kader, cilvesiz normal kader
Çok garip, lodosmatik sonbahar
Tevekkülle karşıladık liliyar.

sanırım bu yıl artık yitirme yıllarına geldiğimi anlamamamdan başka bi katkı yapmadı bana. belki ne kadar az şey biriktirirsen o kadar az şey kaybediyorsundur.

sitemle başladı yazı, öyle gitmeyecek. bütün bir yıl dramatize edilemez herhalde.

aklıma gelmişken geçen gün yaşadığım dünyanın en kısa ilişkisinden söz etmek isterim. müsade verdiğinizi kabul ediyor ve konuya giriyorum.

okulun merkez kütüphanesi tadilat nedeniyle kapalıymış ki benim ertesi günki sınav için bi iki kitap bulmam gerekiyor. cepte para yok. fakültenin kütüphanesine bir deneme yapılacak. orda da olmayacağına eminim üstelik. okulun bahçesinde büşra'yı görüyorum. yanında iki tane kız var. çay içiyoruz, sigara içiyoruz ve ben gidiyorum. toplasan 10 dakika. kütüphaneye gidiyorum "ha205" nolu kitap, aradığım kitap. görevli kitabı getirmek için gidiyor. yarım saat sonra gelen adam "kitap yerinde yok" diyor. ondan daha rütbeli kadın teyze ise adamı sorguya çekiyor. "ha204 var ama gerisi yok" diyor adam. ben kadın teyze kadar şaşırmıyorum. sadece pencereden yağmura bakıyorum. kavgasız ve sakince olay yerinden uzaklaşıyorum.

edebiyat fakültesinin 3. katından aşağı inerken aniden az evvel bahçede tanıştığım kızı görmek geçiyor içimden. kendime şaşıyor kalıyorum. bir anda kızla ilişkimizi de başlatıyor beynim: önce cola oluyor kız, kutu cola. kızı alıyorum, açma halkasını hızla açıyorum, yüzümde aptal bir gülümseme var. 5 dakika sürmeden bitiyor. kızı ( kutuyu) bir çöp kutusuna nba basketbolcuları gibi atıveriyorum. skor(!). aniden ben hamburger oluyorum. kız çok açıkmış. beni alıyor. başlıyor ısırmaya. en az cola içen ben kadar mutlu. birden bitiyor. sigarasını içiyor, üstüme söndürüyor.

kendime, bu halime, bilincime veya bilinçaltıma hayretle eşlik ediyorum. akışı kesmiyorum ama. ilk kez yürüyen bir çocuğa bakar gibi, dikkatli ve her an tutacak kadar yakınım onlara zaten.

bu sefer "ahlaksızlık" başlıyor. alkollü bir taksim gecesi kızla karşılaşıyorum. olaylar çok hızlı ilerliyor. 3. sınıf bir öğrenci evine gidiyoruz. 4. sınıf bir yatağa uzanıyoruz. hemen sabah oluyor. aklımda geceden kalma iki kare var (ki bünye de akşamdan kalma normaldir herhalde). ellerimin göğüslerine doğru giderken bir karesi ve silüet olarak kadın vücudu. gece ne olduğunu puzzle parçalarından anlamaya çalışırken, bir amaçsız, bir saçma ben. bir tiksinme, bir sorumluluk bir hala gencim havası. allak ve bullak tam bu olsa gerek.

aniden koridora geri dönüyorum. uğultu, uğultu ve uğultu duyduğum. o kalabalıkta bir şekilde kendimi suçlu hissederek yürüyorum. aşağı bahçeye indiğimde az evel kızla konuştuğum banka en uzak yerden okulu terkediyorum.

1 yorum: