5 Ağustos 2009 Çarşamba

cam ve böcek ilişkisi

blog kişisel bir alan. hatta fazlasıyla kişisel belki de. ama yine de "geçen şu filme gittim böyle süperdi, sonra çıktım yemek için bi yere gittim, şöyle lezzetliydi üstüne de ara'nın orda bi kahve içtik ki anlatamam" demek bana ters geliyor.

daha az konuşulan ama çok düşünülenlerin konuşulması hoşuma gidiyor...

neyse işte. evren içinde garip pozisyonlarımız var. bi anda anlamını yitiren şeyler falan. ya da aniden anlam kazananlar. temelde değişim demiyeceğim bu şeye. ona alışım veya uyum demek daha doğru gibi. şimdilik saçma ilerlediğini biliyorum. ben yazıyorum lan şu an bunları. tabii bilicem. onun için örnekli anlatıma geçiyoruz. gelin peşimden, sizi böyle gelişme bölümümüze alayım.

işte orada bu böceğe, sineğe benziyoruz. ağzını burnunu kırarım beni mahlükat-ül zerreye benzetme diyebilirsiniz. sorun sizdedir. devamını okumayın, basın gidin. ama sistem daha sevimli tabii. nasıl okumayacaksın? merak ne güzel şey, ne güzel şey merak..

yani doğasından gelmiş, açık pencerenizden içeri girmiş bir sinek. bir tur atmış odada. geri basıp gidecek. işte o an sineğin feleği şaşıyor arkadaşım. bakıyor geldiği gibi yol ama gidemiyor. cam nedir nereden bilsin ey zavallı maklukat ( burayı hoca efendinin en ağlamalıklı ifadelerinde aldığı tavırla ouyunuz).

oysa az geri yapsa, açık olan tarafa yönelse uçup gidecek. ama garibim kafayı defalarca ve defalarca vuruyor o cama. bütün çabası geri dönebilmek. dönemiyor bi süre.

----ve final----

sonra o çırpınmalar bi yerde böcekler tanrısı tarafından işitiliyor ( kolay iş değil ha onca vızıltıyı çekmek, tanrı'nın bile şanslısı var).

uçup gidiyor. o korku da onu bi daha o yoldan geçirmiyor.

ibretlik öykümüz burada bitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder