30 Mayıs 2009 Cumartesi

güneş düştüğü için oturulmayan bank

taksim gezi parkındayız. me'm ile yürüyoruz. ortalık cıvıl mı cıvıl (ki istersen soru ekini ortadan kaldırarak da okuyabilirsin). koskaca parkta sadece bi tane bank boş. eşyanın tabiatına uygun olarak ifadesiz duruyor. hani asıl amacı insanlar otursun ne bileyim dede oynayan torununu onun üzerinden seyretsin değil de orada öylesine bulunuyormuş gibi bi havası var. e çınar da öyle ama işlevleri var. durarak yaptıkları eylem ifadesiz banktan ayrı. gölge mi dersin, yaprak dökme mi, ya da güneş ışıklarını dallardan süzerek gölge oyunu mu? neyse yazar burada çınar ağaçlarına olan sevgisinden dolayı konuyu saptırmakta gibi. kulağından çekiyorum ve meseleye dönüyorum.

-evet ne diyorduk?
- bank!

yani işlevselliği olmayan bir bank acaba mutsuz mudur? yoksa ben rahatım abicim böyle havasında mı? hani dünyada bulunmasında bir misyonu var. öyle dursun diye oraya koyacak olsak senin yerine heykeli olaya dahil ederdik bank kardeş. alınmıyosun di mi? sevdiğimizden söylediğimizi de bilirsin...

gerçi üzerine oturulan heykelin olduğu bir hayatta post-modern bir sanat eseri gibi bank görünümlü hatta malzemesine kadar aynı olan nesneyi heykel olarak da adlandırabiliriz. mümkündür yani.

yine de parka kattığın melankolik hava için sana teşekkur de edebiliriz.

bank yazısı bu kadar olur arkadaş. yine de kıssadan hisse istersen hayatta işlevselliği olmayan, eğreti kalan, varoluş amacı bulnumayan bir bankın bile göze battığını bil..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder